D vitamini Ve Kemik Gelişimi

D vitamininin ilk fonksiyonu vücuttaki kalsiyum ve fosforun emilimini, mobilizasyonunu ve kemiklerde depolanmasını sağlamaktır. Bu nedenle kemik gelişimi ve iskelet sağlığı üzerinde çok önemli rolleri vardır. D vitamini  bağırsaklardaki konsantrosyon miktarına göre, kalsiyumun etkin bir şekilde translokasyonunu sağlayan bilinen tek hormon yapısındaki vitamindir. Vücuda besinler yolu ile alınan kalsiyum midede bulunan gastrik asit ile çözünür ve  % 30 ile % 80 arasındaki miktarının emilimi ince barsaktan yapılır. D vitamini bu noktada devreye girerek, barsaklarda bulunan mukozal hücre membranlarındaki kalsiyum kanallarının açılmasını sağlar. Kalsiyumun barsak lümeninden alınmasını sağlar.  Buna transcaltachia denilir ve bu işlemin gerçekleşmesi saniyeler içerisinde meydana gelir.

Ayrıca kemiklerin üzerinde de D vitamini ve PTH ( parathormon) için reseptörler mevcuttur. Özellikle de kemik hücrelerinin öncül hücreleri olarak varsayılan ve olgunlaştığında kemik hücrelerine dönüşen, kemiklerin oluşumunu ve yenilenmesini sağlayan osteoblast denilen küp şeklindeki hücrelerde, bu reseptörler bulunur. bu reseptörler  osteoblast hücrelerini stimüle ederek hücrelerin çoğalmasını sağlayan sitokin sentezlenmesini sağlarlar. Bu şekilde salgılanan lizozim enzimi sayesinde kalsiyom kemiklerden mobilize olur. PTH yani parathormon bunu tek başına yapamaz. Yapabilmesini D vitamini sağlar. Aktif olarak bulunan D vitamini osteblast denilen kemik hücrelerinden gla protein ve osteokalsin salınımını da yükseltir.

Bu nedenle vücutta D vitaminin eksikliği önce kemik gelişimini etkiler. Kemiklerde deformite şeklinde kendini gösteren genç kişilerde raşitizm veya rikets , yaşlılarda ise osteomalasi diye bilinen hastalıklara neden olur.

Vücutta bulunan kemiklerin D vitamini eksikliğine gösterdikleri direnç farklı farklı olabilmektedir. Vücutta D vitamini eksikliğinden kaynaklanan belirtilerin ilk ortaya çıktığı yerler vertebra yani omurgayı meydana getiren kemikler, daha sonra ise kafa kemikleridir. Ardından scapula, sternum kemiği ve kaburga kemikleri gelir. D vitamini eksikliğine en dayanıklı ve en uzun direnç gösterebilen kemikler ise uzun kemikler ve metatarsal ( ayakta bulunan kemikler) kemiklerdir.

Kemik gelişimi ve kemiklerin meydana getirdiği iskelet sisteminin gelişimi için, yakın zamanda yayınlanan bir çalışmaya göre, bebekler doğduktan sonra, yaşamlarının ilk günlerinden başlayarak , en az bir yıl süre ile, günde 400 iu D vitamini takviyesi verilmesi uygun görülmüştür. Ve çocuk hekimleri, yeni doğan bebeklere D vitamini takviyesini, anne sütünde yeterince bulunmadığı için artık reçete ile vermektedirler. Ayrıca verilen D vitamini takviyelerinin kemik gelişimi ve büyümesine faydalı olmasını sağlamak içinde, bebeklerin her gün 15 – 20 dakika kadar güneş ışınları ile direk temasını sağlamak çok önemli bir noktadır.

D vitaminin çocuklardaki temel görevi büyüyen kemik dokularının mineralizasyonunu sağlayan kalsiyum ve fosfor konsantrayonunu  sürdürmektir. Yetişkin kimselerde ise gelişimini tamamlamış kemik dokularının yeniden yapılanmasını sağlamaktır.

Yaşlılarda görülen kemik metabolizmasında bozukluk oluşmasıyla birlikte, kemiklerin kolayca kırılabilmesine neden olan kemik erimesi olarak da bilinen osteoporoz hastalığında da, D vitamini kemiklerin kırılma riskini azaltmaktadır.

D vitamini kalsiyumun emilimine ve vücutta kullanılabilmesine yardımcı olan vitamindir ve kemik sağlığı için gereklidir. İnsan vücudunda D vitamini miktarının normal seviyelerde olması, hem kemik gelişimi için gereklidir, hem de kronik hale gelebilecek pek çok hastalıktan korunmayı sağlar.

Vücutta ciddi anlamda D vitamini eksikliğinin meydana gelmesi, büyümekte olan bireyler için iskelet sisteminde yetersiz mineralizasyona ( organik olarak alınan bileşiklerin mineral madde haline çevrilmesi) ve büyümenin durmasına, yetişkin bireylerde ise demineralizasyona ( mineral kaybına) neden olmaktadır. Bu durumlarda da iskelet sisteminin sağlığı bozulur, kemik gelişimi durur, veya kemiklerin yeniden yapılanması yavaşlar. Raşitizm ve osteomalasi oluşarak, yaşam kalitesinde bozulmalar meydana gelebilir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*